Gömücülerin Dansı – Yusuf Koşal

tek başıma pikniğe gidip dünyanın yıkılmasını bekledim
önce ötenazi doktorları dağıldı sonra parmağımı öyle kaşıdım
öyle kaşıdım ki taze süt ekşiyene kadar
burada ve neden her yerde enjektörten insanı
başka insanlara batırıyorlar
tiyatro dekorlarını yiyen bir oyuncu olur mu – oluyor
piknikte herkes birbirini pişirir mi – pişiriyor
dünyaya fırlatılmak değil bu patlatılıp içine saçılmak
bilirkişi buna siyaset diyor
hem bilirkişi de kim oluyor

üç kardeşin küçüğüyüm, üçümüz her gün üç saatlik uzakta, üç
saat boyunca mezarlığı seyrediyoruz, üç saatlik uzaklıktan
gelip ailemize gördüklerimizi anlatıyoruz, yaz tatilinde herkes
böyle yapar zannediyoruz, üç ay boyunca gömülenlerin
isimlerini kullanıp onlar gibi davlanıyoruz, yaz tatilinde
herkes böyle oynar zannediyoruz, benim replik hep aynı:

Lenin olsam da sana kaçarım.

yolda dökülmüş onca diş kepertencinin evine dek uzanıyor
o da ayrılıyor piknikten
çırpılan onca sofra sesleri ve çimenlere dağılan etler
abuk subuk insanlar ayrılıyor piknikten
biri uzak asya’ ya gidecek gibi oluyor kalbi duruyor
japonya seslerini elektiriğe bağlamış çıldırıyor- ayrılıyor piknikten
post- endüstriyel kıyafetler içinde montofon oğlan, alerjik
kimbilir hangi siyasinin oğlu ayrılıyor piknikten

üç kardeşin ortancasıyım, pazulu olan, her gün üç saat
mezarlığı seyrediyoruz, dışardan haberler veriyoruz onlara,
onları dışarda biz canlandırıyoruz, ailemiz ilerde dört saate
kadar izleyebileceğimizi söylüyor, çünkü annem bir bebek
bekliyor, çünkü annem babamdan dayak yiyor, bir saat daha
fazla izleyelim diye dövüyor onu babam, benimse repliğim o
isimsiz mezardaki ölüye ait:


dünya ne zaman sıkışsa Cumartesi yardımına koşar.

kanatları zayıf doğmuş bir sinek ve ben orada
hasarlı radyo dalgaları arasında dünyanın yıkılmasını bekliyoruz
propaganda bakanları birbirine hastalık isimleriyle sesleniyor
stajyer olanı bir çubukla kırkayak parçalıyor
kırkayak ayrılıyor piknikten
devlet karayollarında gaste maşeti
muhabirler tuşlara işkence ediyor ve yalan bir haber ayrılıyor piknikten
kralın matbaasından basmış kitabı
şairler bir bir ayrılıyor piknikten

ben en büyüğü üç kardeşin, her gün üç saat mezarlığı
seyrediyoruz, ben en çok beyaz giyen mezarcıyı seviyorum,
mezarcının beyaz giymesini seviyorum, kimsesizleri en zarif
şekilde gömüyor, onlara onlar gibi davranıyor, annem
bebeğini düşürüyor, babam yarım saat ekliyor, 3 buçuk saat
mezarlığı seyrediyoruz, bir çiğnem et havluya sarılı, banyo
havlusuna sarılı, alıyor onu kazıcılar, göğe kaldırıyor,
hetetroflar ototroflar gökten yağıyor. Minik bir kaya parçası
oturuyor yerine, doğmamış bebek oturuyor yerine ve yaz
tatilimiz böyle bitiyor, herkes böyle bitirir zannediyoruz.


eski bir dil bilgisi kitabı
olmak üzere
söyleniyor mezarlık
Kazmalar kürekler ayrılıyor piknikten.

gömücüler de bilmez pek toprağı kazarken dans ettiklerini.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir