otoportre vs.

Gece biçimsiz cesedi taşıyor sokağa Bir bıçak mı bu kalabalık mı Nereden bakarsanız bakın Dirisi ölüsüne benzer bu adamın Sığınağı yoktur bomboş sayfalarda Gece biçimsiz cesedi taşıyor sokağa Bir kalem mi bu kalabalık mı Dağları nasıl ayırırsa ufuktan Öyle biçimsiz bir özgürlük yatardı Ve anlamdı onda ufka doğru taşan Gece biçimsiz cesedi taşıyor sokağa Bir […]

otoportre vs. Read More »

SENDEN YORULDUM NECDET

zamanın kıvraklığı kucağında yatandır sallayınca büyütecek neyimiz varsa,herkese söylemek isterim o yüzden, kökünden dişlenmiş mısır tanesini mesela akşamdan ellerinle ayırıp sokağa çıkınca dişlediğini, mandalları sevmeden oluyormuş, mandalları sevmeden olmaz deyişlerimi,   yaslandığın duvarları ve ağaçları hatırlıyorum, parmaklarıma tutunuşunu mandalların bir şeyi bir şeye tutturmayı,tutunmayı,yaslanmayı da severek ve yazık bunları severken çıkmıyorlar karşımıza, sen de kazanmanın

SENDEN YORULDUM NECDET Read More »

düşen şeylerin büyüsü

esenyurt’a, çocukluğuma   ora uzak ve römorkun arkasına takılan çocuklarla güzel birinin babası kırkılıkla üçe vuruyor saçlarını önde küçük bir kakül, böylece adamım diyor bakkal var, bakkalda tekli ekmek, tekli yumurta, yumurta poşeti onu amacı dışında kullanan çocuklar var, onların bir elinde gaz bir elinde bali ilaçlı sulara girdi onlar, tehlikeli ve yasaktı kimin umurunda

düşen şeylerin büyüsü Read More »

sendeleyerek çıktığım sahnede

bu seninki ne kadar da küçükmüş yani gülümseyişin–gümüş gümüş içimizden biri olmaya seçtiklerimizle, çınnn yemek hazır canımmm bir öğlen otobüsü gibi ayaklarımızı suya sarkıtarak hızla katediyoruz koşturan adam sokaklarını boşluklarla boşluklar arasındaki seçimlerimiz yay gibi gergin kaşlarımıza takıldı esmer bir asfaltta başkalarına ait olan şeylerle çevrelenen çünkü öyle az şey olur ki hayatta veya suçlu

sendeleyerek çıktığım sahnede Read More »

GECİKME SARISI

Kafaya dank edecek o kadar şeyimiz vardı ki, camlar bunların ilkiydi. Arabanın altı camı vardı ve altısı da ailemizin her bir ferdini anlatıyordu daha hemen yol başlamadan. Babam ön camdı; derin iç çekişiyle, vitesi bir kuğunun yeşil bir yapraktan toprağa atlamasına benzer bir kırılganlıkla değiştirirdi her zaman. Annem ise arka camdı, geriye bakmadıkça yüzünü göstermezdi

GECİKME SARISI Read More »

Gölge

Bildiğim kadarıyla, rüyalarımız birbirimize olabileceğimiz en yakın yer. Belki de hiç bitmeyen bir tutulmanın altında, ayın gölgesi üzerimize düşer. Ne bizi görecek tek bir tanık kalır, ne de aramıza girecek bir yabancıya yer. Belki o zaman, sadece sen ve ben oluruz; birbirimizin kollarında. ㅤ ㅤ For all I know our dreams are the closest we

Gölge Read More »

GECE İ(ÇİNDE) DE OLSAK

tarlanın darılarını, koçak mısır püsküllerini ayırmak için Çin’de olmamız gerekiyorsaÇin’de olalımsana kalırsa yüreğin kolları var,sarmak bir takım kazandı diye güçlü baldırlarla sarılmak hayatasoyulmuş boyanın altından bakmadım hiç evime,bu sefer bakacağım soyulmuş boyanın altından baktım sana, durup durupkayışı kopardım baktım bu anı sayıklıyorum,koridor olmadan külü kaçmadan güçlü isteklerimin,iki oda bir salon, dümdüz mükemmelayı yılındayız başka açıklaması

GECE İ(ÇİNDE) DE OLSAK Read More »

Sappho’nun Yazgısı  

Ey benim kıvırcık başımda açan çiçekler Kadınların dilinden anladığını iddia eden  İfrit yüzündeki sakalı kesmeyen adamlarla Ve saf niyetlerle dolu çocukların yüzüyle  Meta olmuş huzursuzluk elbisesini giymiş  O sonsuzluğun uzandığı gölgelikten kadınlar  Tüylerini diken diken ederim fısıldayarak kulaklarına Bilirim onlar da sır saklamazlar  Birbirimize baktığımız aynalarda İçimde koy gibi yüzer o hissiyat Pamuktan yumuşak, ipekten

Sappho’nun Yazgısı   Read More »