GECİKME SARISI

Kafaya dank edecek o kadar şeyimiz vardı ki, camlar bunların ilkiydi. Arabanın altı camı vardı ve altısı da ailemizin her bir ferdini anlatıyordu daha hemen yol başlamadan. Babam ön camdı; derin iç çekişiyle, vitesi bir kuğunun yeşil bir yapraktan toprağa atlamasına benzer bir kırılganlıkla değiştirirdi her zaman. Annem ise arka camdı, geriye bakmadıkça yüzünü göstermezdi

GECİKME SARISI Read More »

Gölge

Bildiğim kadarıyla, rüyalarımız birbirimize olabileceğimiz en yakın yer. Belki de hiç bitmeyen bir tutulmanın altında, ayın gölgesi üzerimize düşer. Ne bizi görecek tek bir tanık kalır, ne de aramıza girecek bir yabancıya yer. Belki o zaman, sadece sen ve ben oluruz; birbirimizin kollarında. ㅤ ㅤ For all I know our dreams are the closest we

Gölge Read More »

GECE İ(ÇİNDE) DE OLSAK

tarlanın darılarını, koçak mısır püsküllerini ayırmak için Çin’de olmamız gerekiyorsaÇin’de olalımsana kalırsa yüreğin kolları var,sarmak bir takım kazandı diye güçlü baldırlarla sarılmak hayatasoyulmuş boyanın altından bakmadım hiç evime,bu sefer bakacağım soyulmuş boyanın altından baktım sana, durup durupkayışı kopardım baktım bu anı sayıklıyorum,koridor olmadan külü kaçmadan güçlü isteklerimin,iki oda bir salon, dümdüz mükemmelayı yılındayız başka açıklaması

GECE İ(ÇİNDE) DE OLSAK Read More »

Sappho’nun Yazgısı  

Ey benim kıvırcık başımda açan çiçekler Kadınların dilinden anladığını iddia eden  İfrit yüzündeki sakalı kesmeyen adamlarla Ve saf niyetlerle dolu çocukların yüzüyle  Meta olmuş huzursuzluk elbisesini giymiş  O sonsuzluğun uzandığı gölgelikten kadınlar  Tüylerini diken diken ederim fısıldayarak kulaklarına Bilirim onlar da sır saklamazlar  Birbirimize baktığımız aynalarda İçimde koy gibi yüzer o hissiyat Pamuktan yumuşak, ipekten

Sappho’nun Yazgısı   Read More »

yaşamak için tıkırdayan

örtmek istediğin gövde sır taşırher at sahibine her yara düşmanınatuzaktır hep kendi içine düşünmenin girdabıtuzaktır, bir ifade nereye götürse insanı. bugün yolun yarısı, yürüyelimyürüyelim, yollar yarılanır zaten hepkaçmak ayıptır bizim orada da hep ayıplanıryürüyerek çağırdım kaybettiğim cevabıçünkü yürümek vicdanın en kısa sesiçünkü yürürken çağırır insan sen mesela öğrenmenin ilk notasıydınaydınlanmalar, yasalar < plasebodört yana açılmış

yaşamak için tıkırdayan Read More »

Rıdvan Ardıç – bu kadar kötülük var, ne şiiri?

BU KADAR KÖTÜLÜK VAR, NE ŞİİRİ? İnsanlığın son iki yüz yılına kötülük ya da soykırım çağı demeden önce, aslında genel olarak öncesini de dikkate almak gerekir. İnsanın olduğu yerde her daim iyilik ve kötülük bir arada barındı. Eliot her şeyin iniltiyle sona ereceğini kehanet ederken, Nâzım ölü çocukların büyümeyeceğinden bahsederken, 400 sene öncesine gidip Shakespeare’in

Rıdvan Ardıç – bu kadar kötülük var, ne şiiri? Read More »

Kaybolma Provası – Sait Özden

Camdan içeri giren ışığın rahatsız edici sıcaklığıyla her bir kemiğinin sızısını hissederek, söylene söylene yataktan çıktı. Gecelerin bunaltıcı havasına bir türlü alışamamıştı. Banyoya doğru yürürken durdu, ağzındaki rahatsız edici kuruluğa inat sigarasından derin bir nefes çekti. Açtığı suyun altına girerken yaşadıklarının hâlâ bir rüya gibi geldiğini düşündü. Geceler boyu gördüğü düşlere bir anlam veremese de

Kaybolma Provası – Sait Özden Read More »