İç Geçirme Dersleri – Bilgehan Tuğrul

Birine iç dikişlerini göstermenin en kolay yolu ona adını söylemektir
mikroydum burnunla üst dudağının arasındaki çukurda arkadaşlarımı çağırıp
mangal yapmıştım beni bu yüzden sevmemiştin file çoraplarıma kızmıştın
üzüntüden sökülmüşlerdi çırılçıplak kalmıştı bacaklarım
hiç kendim olamamıştım

Kadın başıma kaldırmıştım kalçana uzanan ince beyaz yara izlerini
sen her top patlatıldığında eve yanlış girmekten sessizce dövülüyordun
yırtık pantolonu moda olduğu için giyebilenlerden değildin
biliyordun gözlerimi satmıştım fal taşı alıp çalışmak için
sana yeni dantelalar alabilmek uğrunda
çırılçıplak kalmıştım saçları kıvırcık ağaçlar övgüyle bahsetmişti kıllarımdan
teyzem çok kızmıştı kadına benzemiyordum
hiç kendim olamamıştım

Kapının önünden geçen her ayak sesinde elim malum bölgeye uğruyordu
müthiş zevk duyuyordum benden başka birinin olma hissine
benden başka biri olabilecek biri olma hissesine
hele bir de komşular fısıldaşıyorsa sıra bile beklemeden kelimeler birbiriyle git gel yapıyorsa ihtimallerin heyecanıyla kapımın önünü ıslatıyordum
belki biri kayıp yanlışlıkla evimin içine düşer diye

nemlenirim sen olmadan da misafirlerimin paltolarını parmak uçlarıma asarım
belki bir gün ben de ben olurum klitorel ağımda sunroof denizkızlarını ağırlarım
gülerken detone olmam sen de saygılıca tahrik olursun ceketin kısalır çıkartsan ayıp olmaz ponylerimi aldatır, sana binerim
bini beni ayıplar ama annem alkışlar

eve dönerim mutluluktan masanın üzerinde tango yaparken topuklarım kırılır
o kıvırcık yelloz ağaçlar beni ispatlamıştır
sana eğersiz bindiğim köye yayılmıştır
ponyler kapımı kırar toynaklarını ağzıma sokar seni kusmam için açılan pusulalardır bunlar dünkü brokolileri çıkarırım bakın bu o derim yerler (her anlamda)
“üzerimize binmezsen inanmayız aşkına”

Pencereler kapalıydı hiç haberin olmayacaktı işte bu yüzden aldatmadım seni bindim onlara mutfağa gitttik üzerlerindeyken (ikisine aynı anda binmiştim) pirinç ıslattım havuç doğradım Uygur pilavı yaptım onlara
geğirerek ahıristana gittiler
doyurmak kolaydır ama doymak değil asla

Sonra sen hissedilmiş gibi
Bana ödemeli attın
Terziye gösterecekmişsin röntgenlerimi
daha görünmez olsun diye dikişlerim çaba gösterecekmişsin
beni sevmemek sana özel kalmalıymış, başkaları beni sevmemezlik yapamazmış
“adını çekmecelerde naftalinle saklayacağız Nermin, ölene kadar yaşamayacaksın”

Not: Pusulaları bu şiire mubi annem aldı, hem de Sakarya pazarından.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir