sendeleyerek çıktığım sahnede

bu seninki ne kadar da küçükmüş
yani gülümseyişin–gümüş gümüş

içimizden biri olmaya seçtiklerimizle, çınnn
yemek hazır canımmm

bir öğlen otobüsü gibi ayaklarımızı suya sarkıtarak
hızla katediyoruz koşturan adam sokaklarını

boşluklarla boşluklar arasındaki seçimlerimiz
yay gibi gergin kaşlarımıza takıldı

esmer bir asfaltta
başkalarına ait olan şeylerle çevrelenen

çünkü öyle az şey olur ki hayatta
veya suçlu davranışlı apartman aydınlıklarında

çağla, duvar saati ve sivilceli
insanlar, insanlar ve bıçakların

insanlardan kestiği pürüzsüzlükler
insanların görmek istediği rüyalar, bunlar ve

her şey kopartılmalı ama her şey yerinden h   e   r      ş  e  y
anlıyorsunuz anlıyorsunuz