tarlanın darılarını, koçak mısır püsküllerini ayırmak için Çin’de olmamız gerekiyorsa
Çin’de olalım
sana kalırsa yüreğin kolları var,
sarmak bir takım kazandı diye güçlü baldırlarla sarılmak hayata
soyulmuş boyanın altından bakmadım hiç evime,
bu sefer bakacağım
soyulmuş boyanın altından baktım sana, durup durup
kayışı kopardım baktım
bu anı sayıklıyorum,
koridor olmadan külü kaçmadan güçlü isteklerimin,
iki oda bir salon, dümdüz mükemmel
ayı yılındayız başka açıklaması olamaz eve dönüşlerin
dikine yarınca bu ışık bu bedeni hayvanım soğudu,
içimde üç cin çarpıştı,
aynı anda çarpıştı
yüksek binaları reddettim, direkt ayak basmalı bir ev bizimkisi,
geceleri buğdayları görüyor,
saat altıda küçük bir çocuk inanmazsın gaz tüpünü yakıyor,
dikine düşüyor ışık evime,
bir çocuk için sevişiyor karşı pencere, bir çocuk yorulmaz sevişme
bir gözüm utanmayı bilmediğinden izliyor,
gece buğdayının o evle işi ne,
çalının ortasından bakışını eğirerek geçtin, bunu ben uydurdum bakış kısmını
ciğerim ağzının ovalliğinden daha büyük, gittikçe şişiyorsun ağzımda
artık açıldı ovallik
-üzgün müyüm (değilsin) buna-
-üzgün müyüm (değsin) buna-
ağzım suyu sever diyor sütü değilmiş,
karnını severmiş annesinin,
ne beceriksiz seviş
gece “Çin”de de olsak güçlü baldırlarla sarılmayı bilmiyorum hayata,
hepsini bir boydan çıkaracağım şimdi içinden
benim gece diye bildiğim sadece karnından konuşmayı bilen
gaz tüpüne benzer yüzü var, küstah biraz,
dönmek istediğim ev orası değil
ㅤㅤㅤㅤㅤama
ㅤㅤㅤyine dönerim
ㅤㅤne beceriksiz dönüş
